by

Kazakistan’dan uzaya açılan pencere: Baykonur

27 yaşındaki Sovyet kozmonotu Yuri Gagarin, 12 Nisan 1961 günü Vostok–1 uzay aracıyla Baykonur’daki 1 numaralı rampadan yolcu edilirken uzaya giden ilk insan unvanını alıyordu. Yarışı bir adım geriden takip eden ABD ise bundan 23 gün sonra Alan Barlett Shepard’ı yolluyordu.

Baykonur Uzay Üssü… Sovyetler’in ilk füze denemelerini ve uzay çalışmalarını başlattığı; Batılı gizli servis ajanlarının yıllarca sızmaya ve çözmeye çalıştığı, soğuk savaş döneminin sır dolu bölgesi. ABD-SSCB uzay rekabetinin doğduğu yer…

27 yaşındaki Sovyet kozmonotu Yuri Gagarin, 12 Nisan 1961 günü Vostok–1 uzay aracıyla Baykonur’daki 1 numaralı rampadan yolcu edilirken uzaya giden ilk insan unvanını alıyordu. Yarışı bir adım geriden takip eden ABD ise bundan 23 gün sonra Alan Barlett Shepard’ı yolluyordu.

Baykonur, aynı zamanda Mars’a ulaşan ilk uzay aracının fırlatıldığı, ilk uzay turistinin uğurlandığı yerdir. Bu ilkler yanında, Sovyetler’in dünyaya korku ve dehşet saçan kıtalararası füzelerini yıllarca denediği alan olduğunu da hatırlatmak lazımdır.

Tercih, Baykonur

Füze denemelerini ve uzay çalışmalarını gizli tutmak isteyen Sovyet yönetimi, çalışmaların yürütüleceği en ideal yerin, Moskova’dan 2 bin 100 km uzakta, Aral gölünün doğusundaki Baykonur olduğuna karar verdi. Seçilen yerden fırlatılan füzelerin o günün teknolojisinde Sovyet sınırları dışından takibi mümkün görünmüyordu. Bölge yerleşim bakımından da son derece tenha olup mevcut demiryolu, nakil işlemlerini kolaylaştıracaktı.

Kıbrıs adasından daha geniş bir alana kurulan üs, kuzeyden güneye 85, batıdan doğuya 125 km genişliğinde bir araziyi işgal etti. İnşaat çalışmaları 1955 yılında başladı ve resmî açılış, SS–6 kıtalararası balistik füze rampasının tamamlanmasıyla birlikte 1957 Mayıs ayında gerçekleşti. İlk başarılı fırlatma ise Ağustos 1957’de yapıldı.

Baykonur, 11 bin kilometrekare gibi geniş bir alan üzerine oturuyordu. Büyüklük açısından ABD’nin Kennedy Uzay Merkezi ile kıyaslanan Baykonur, oturduğu alan itibariyle buradan çok daha geniş bir üstü. 1970’li yılların ortalarında üste en az 80 fırlatma rampası bulunuyordu. Üs aynı zamanda, test, araştırma–geliştirme ve füze montaj çalışmalarının yürütüldüğü geniş bir endüstri kompleksine de sahipti. Roket parçaları çoğunlukla demiryolu ile getiriliyor, bazı hassas parçalar ise uçaklar ile üssün birkaç km yakınındaki havaalanına indiriliyordu. Fırlatılan araçtaki en son roket parçasının ayrıldığı zamana kadarki kontroller tamamen Baykonur yer istasyonlarından yapılıyordu.

Stratejik önemini bugün de muhafaza eden Baykonur’dan şimdiye kadar 180 uzay aparatı ve binden fazla balistik füzenin fırlatıldığı belirtiliyor. Kazak–Rus hükümetler arası komisyonunun 1997 yılı başında bu üsse biçtiği değer, 23,9 milyar dolar.

Uzay şehri Baykonur

Başlangıçta üssün yakınlarında yeni bir şehir kurma düşüncesi yoktu. Çalışanların asker olacağı ve kısa süreli kalacakları sanılıyordu. Ancak araştırmalar uzun süreli ikameti ve diğer sivil çalışanları da gerektiriyordu. Gittikçe artan uzman sayısı ve ailelerinin de gelmesi, zaman içinde Baykonur’un büyük bir şehre dönüşmesine neden oldu. 1958’den sonra Leninsk adı verilen şehir, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1996’da tekrar Baykonur adını aldı. 1975’te 50 bin, 1990’da da 75 bin nüfusa ulaştı. Bir uzay şehri için gerekli her türlü tesis inşa edildi.

Baykonur’da askeri ve teknik ekipman ve tesislerin yanında kozmonot eğitim merkezi, laboratuarlar, tıbbı kompleks, spor merkezi ve kozmonotların dinlendiği kozmonot oteli de bulunmaktadır.

SSCB’nin dağılmasından sonra resmen Kazakistan’ın olan Baykonur’da Kazak ve Ruslar iç içe yaşamaktadır. Kentte iki anayasa, iki dil, iki ayrı güvenlik gücü ve iki ayrı yargı organı bulunuyor.

Kent nüfusunun çoğunluğunu Ruslar oluşturmakla birlikte Rusya, 48 yıldır Kazakistan’da yürüttüğü uzay çalışmalarını yavaş yavaş ülkesine taşımayı, bu kentte yaşayan Rusları da uzun vadede Rusya’nın değişik bölgelerine yerleştirmeyi planlıyor.

Baykonur, 28 Mart 1994 tarihinde Kazak ve Rus hükümetlerince varılan anlaşma gereği yıllık 115 milyon dolar bedelle 20 yıllığına Rusya’ya kiralandı. 10 Ocak 2001 tarihinde yapılan yeni bir anlaşmayla da kira süresi aynı bedel ve şartlarla 10 yıl uzatılarak 30 yıla çıkarıldı. 9 Ocak 2004 tarihinde imzalanan yeni bir anlaşmayla da süre 2050 yılına kadar uzatıldı. Böylece Rusya, uzay çalışmalarının ve savunma sisteminin vazgeçilmez bir parçası olarak gördüğü Baykonur’u 46 yıl daha kullanma imkanına kavuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Astana’yı ziyareti sırasında imzalanan anlaşmaya göre, yıllık kira bedeli aynı kaldı. Baykonur uzay üssünde yürütülecek ortak projelere Kazak ve Rus uzmanların eşit statüyle katılımına imkân sağlayan yeni anlaşmada, üste yürütülecek uzay çalışmalarında yeni, çevresel bakımdan güvenli roket ve araç kullanımı ile bu çalışmalara Kazakistan’ın katılımının artırılması öngörüldü.

Kazakistan için büyük önem taşıyan üssün Rusya’ya kiralanmasındaki en önemli nedenlerden birisi on binlerce eğitimli uzmanın çalıştığı üssü işletecek yeterli sayıda Kazak eleman bulunmayışı, diğeri de finansman sorunudur.

Rusya, kiralamış olduğu üssü sadece kendisinin sivil ve askerî çalışmalarının yanısıra yabancıların kullanımına da açmıştır. Üsten her fırlatma başına ortalama 13,5 milyon dolar para kazanmaktadır. ABD ve Avrupa ülkeleriyle yürütülen ortak uzay çalışmalarının bazı aşamaları Baykonur’da gerçekleştirilmekte, bunlardan bazılarına Kazak uzmanlar da katılmaktadır. Son yıllarda Batılı şirketlerin ilgisi de artmıştır. 1998 yılında Iridium’un yedi haberleşme uydusu, 2000 yılında da Amerikan haberleşme uydusu CD–Radio–2 bu üsten fırlatıldı.

İnsanoğlunun yaptığı en geniş mekânlı uzay aracı olacak olan ve yapımına başta Rusya, ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere Japonya, Kanada, Brezilya’nın da katkıda bulunduğu Uluslararası Uzay İstasyonu ile ilgili uçuşların pek çoğu da Baykonur’dan yapılıyor.

Rusya Baykonur’daki fırlatma rampalarını sadece sivil amaçlar için değil, askeri amaçlar için de kullanıyor. SSCB döneminde üsde bütün hızıyla devam eden RS–18 kıtalararası balistik füze denemeleri, dağılmadan sonra Rusya Federasyonu tarafından seyrek de olsa sürdürüldü. Rusya’nın altına imza attığı START II nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasına göre, bu füzeleri devre dışı bırakması gerekiyor ancak, ABD’nin tepkilerine rağmen denemeleri sona erdirmiş değil.

Kazaklar geleceğe hazırlanıyor

Çevrenin ve insanların uğradığı zararları en aza indirmeyi planlayan Kazakistan şimdi Baykonur’dan gerçekleştirilen her ticari uçuş başına yüzde 3 ile 5 arasında komisyon almayı planlıyor. Kira süresinin dolacağı 2050 sonrasına da kararlı bir şekilde hazırlanan Kazakistan, uzay çalışmalarında adından söz ettirmeyi planlıyor. Bugüne kadar Toktar Ebubekirov ve Talgat Musabayev isimli astronotlarını üç kez uzaya gönderdi. Gelecek sene Ekim ayında yeni bir Kazak astronotun eğitilerek uzaya gönderilmesi planlanıyor. Anlaşmalar çerçevesinde Rus uzmanlar ilk aşamada 30 Kazak uzmana özel eğitim verdi. Kazakistan için yeniden inşası planlanan Bayterek füze hazırlama ve fırlatma kompleksinin proje çalışmaları da bir süre önce başlatıldı. Kompleks, 1980’li yıllarda geçici olarak kapatılmış bir daha da faaliyete geçirilememişti. Bayterek artık Kazakistan’ın kendi uzay üssü olacak ve buradan yeni tip uzay mekikleri fırlatılabilecek.

Uzaya çıkan ilk Türk: Toktar Ebubekirov

1946 yılında Kazakistan’ın Karagandı şehrinde dünyaya gelen ve asıl mesleği pilotluk olan Toktar Ebubekirov, uzaya çıkan ilk Türk olarak biliniyor. İlk uzay uçuşunu 2–10 Ekim 1991 tarihleri arasında yaptı.

Ebubekrov’un uzay yolculuğuna hazırlanışı Sovyet rejiminin çatırdamaya başladığı yıllara denk geliyor. Yolculuk ise bağımsızlıktan 74 gün önce gerçekleşiyor.

Kazakistan’ın bugünkü Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’e dahi, 1984 yılında başbakan seçildiğinde Baykonur’u tek başına ziyaret etme izni verilmemiş, Rus asıllı Kazakistan Komünist Partisi Başkanı Gennadi Kolbin ile gitmesi zorunlu tutulmuştu. Üsse geldiklerinde ise ana binaya sadece Kolbin alınmıştı. Nazarbayev, bu olaya çok içerlemiş, sonraki yıllarda Moskova’daki temaslarında üssün Kazaklara açılması için ısrarlı girişimlerde bulunmuştu. Bu girişimler SSCB’ nin son günlerinde netice verdi. Kazak astronotlar uçuşa hazırlanmaya başladı ve ilk uçuş böylece gerçekleşti. Bu bakımdan, ilk uçuşun bilimsel yanından çok siyasi yanı ağır basıyordu.

Nazarbayev’in de katıldığı 2 Ekim 1991’de gerçekleştirilen yolculuk öncesindeki uğurlama töreni Kazak geleneklerine göre yapıldı. İki Kazak çadırı kurulup, davetlilere Kazak Milli Orkestrası’nın çaldığı Kazak halk müziği eşliğinde ikramda bulunuldu. Bu, bağımsızlığın hemen arefesinde Baykonur’un Kazaklara ait olduğunun dünyaya ilanından başka bir şey değildi.

Soyuz TM13 uzay aracı ile gittiği Sovyet uzay istasyonu Mir’de 7 gün 22 saat kalarak, uzaya giden “ilk Türk uzay adamı” unvanını elde eden Toktar Ebubekirov, dönüşte de aynı coşku ile karşılandı.

Kazakistan, Ebubekirov’un ardından uzaya ikinci astronotu Talgat Musabayev’i gönderdi. Musabayev ilk iki uçuşunu 1 Temmuz 1994 tarihinde Mir Uzay İstasyonu’na, sonrakini ise inşaatı devam eden ve 14 ülkenin ortak olduğu Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’na yaptı (1998). Musabayev, üçüncü yolculuğunda dünyanın ilk uzay turisti Amerikalı milyarder Dennis Tito’yu uzaya götüren uzay aracının komutanı idi (2001).

Musabayev, uzaya ilk gidişinde yanında Kur’an-ı Kerim de götürmüş, dönüşte Cumhurbaşkanı Nazarbayev’e hediye etmişti. Bu Kur’an şu anda Cumhurbaşkanlığı Müzesi’nde bulunuyor.

Kazak astronotlar “bizden de birisi gitti” denilsin diye değil, bilimsel çalışmalarda bulunmak ve bunun sürekliliğini sağlamak maksadıyla uzay programlarına katılıyorlar. Özellikle Musabayev’in gerçekleştirdiği uçuşlar Kazakistan açısından önemli uçuşlardı.Bu uçuşlardan 207 gün 12 saat süren 1998 yolculuğunda Kazakistan’ın yeraltı su kaynakları, tarım potansiyeli, kar kalınlığı ve bunun meydana getirdiği nem oranının incelenmesi, maden kaynaklarının gözlemlenip dökümünün alınması, dünya çevresindeki hava katmanlarının incelenmesi çalışmaları gerçekleştirildi.

Sır dolu üs: Baykonur

Ruslar, özellikle Amerikan gizli servisi CIA’nın ve diğer Batılı ülke istihbarat servislerinin muhtemel sabotajlarını önlemek maksadıyla Baykonur’un adını, yerini ve işlevini yıllarca gizledi. Hatta Baykonur’dan yüzlerce km uzaklıktaki Jezkazgan kentine bağlı Baykonur isimli bir başka yerleşim yerinde üssün maketten kopyası kuruldu. Posta adresi olarak Taşkent kullanıldı. Yuri Gagarin bile 1961’de uzaya gitmeden önce karısı Valentina’ya “Taşkent’e gidiyorum” diyerek evden ayrılmıştı. Baykonur uzay üssünün o dönemdeki adı (Taşkent–3), uçuş alanının adı ise (Taşkent–2) idi.

SSCB üssü gizlemek için yoğun gayret sarf ettiyse de daha üssün açılışından 6 ay bile geçmeden Amerikan U–2 casus uçakları, Baykonur’a uzanan demiryolunu takip ederek üssün varlığından haberdar olmuştu. Fakat ayrıntılar yıllarca çözülemedi.

Kadir Dikbaş / 2018-06-01 /