by

Rövnag Abdullayev: Azerbaycan petrol devinin niyeti Akdeniz'e inmek

Petrolünü BTC hattı vasıtasıyla Akdeniz’e indiren Azerbaycan petrol devi ARDNŞ, Türkiye’de yatırıma hazırlanıyor. Ceyhan’a büyük bir rafineri inşa edip petrokimya tesisi kuracak.

Petrol ve doğalgaz, Azerbaycan ekonomisinin lokomotifi konumunda. Arka arkaya devreye giren projeler, artan üretim ve ihracat, hızlı bir büyüme sürecini de başlatmış bulunuyor. 2005’te yüzde 43 artışla 22,2 milyon tona çıkan petrol üretimi 2006 itibarıyla 30 milyon tona ulaşacak. Doğalgaz üretiminin de 6,5 milyar metreküpü bulacağı tahmin ediliyor. 2005’te yüzde 26,4 büyüyen ekonominin 2006’da sergilediği performansın yüzde 35’i bulması bekleniyor. Ocak-Eylül dönemindeki büyüme yüzde 34. İhracat, ithalatın iki katına yaklaşarak 2006 yılının sadece 9 aylık döneminde 9 milyar doları aşmış. İhracatın yüzde 92’sinin petrol ve gaz sektörüne ait olması, bu sektörün ekonomi içindeki ağırlığını göstermeye yetiyor.

Azerbaycan’da petrol deyince akla ilk gelen kuruluş Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (ARDNŞ). Petrol ve doğalgaza ilişkin ne varsa ondan soruluyor. Şirket, 61 bin kişiye istihdam sağlıyor ve pek çok sosyal yardım projesinin de destekçisi. ARDNŞ’nin Başkanlık koltuğunda şu an Rövnag Abdullayev oturuyor. 42 yaşındaki Abdullayev, Moskova’da inşaat mühendisliği eğitimi aldıktan sonra “Neft Daşları” ve “28 Mayıs” petrol ve gaz çıkarma idarelerinde mühendis olarak çalışmış, farklı kademelerde görevler üstlenmiş. 2003-2005 yılları arasında Haydar Aliyev Bakü Rafinerisi’nin direktörlüğünü yapmış. 6 Kasım 2005’teki seçimlerde milletvekili seçildikten bir ay sonra da ARDNŞ’nin başkanlığına getirilmiş. Başkan Rövnag Abdullayev ile Azerbaycan’ın petrol stratejisini ve son dönemdeki gelişmeleri konuştuk.


-Petrolün yeniden işlenmeye başlaması Azerbaycan’a ne gibi kazanımlar sağladı?

20. yüzyılda Azerbaycan için en önemli hadise, bağımsızlığını kazanmasıydı. Siyasi bağımsızlığın iktisadi bağımsızlığa dayandığı herkesin bildiği bir gerçek. İktisadi bağımsızlık kazanıldıkça azatlık ve siyasi bağımsızlık da sağlam temel üzerine oturur. Ülkemizin iktisadi bağımsızlığının tam temin olunduğunu artık katiyetle söylemek mümkün. Bugün Azerbaycan hiçbir ülkeye hiçbir surette bağımlı değil. İktisadi büyüme hızında dünya lideri. İçtimai ve siyasi hayatımızın bütün sahalarında demokratik prensipler hüküm sürüyor. Devletimiz güçlenmekte, iktisadi kudreti gitgide artmaktadır. Ayrıca, Avrupa ailesine hızla entegre olmakta, dünyada layık olduğu yeri almakta.

-Şüphesiz bu başarılarda petrolün yeri büyük?

Elbette. Bütün bu başarılar, Azerbaycan ekonomisinin esasını teşkil eden yeni petrol stratejisinin hayata geçirilmesiyle yakından alakalı. Bunun başlangıcı ise, ‘Asrın Mukavelesi’nin imzalanmasıdır. Halkımızın millî lideri Haydar Aliyev, Azerbaycan’ın kudretli bir devlete dönüşmesi için ülkenin malik olduğu zengin hidrokarbon rezervlerinden son derece etkin bir şekilde istifade edilmesini gerekli görerek bu stratejinin işlenip hazırlanması ve başarıyla hayata geçirilmesi için azimle çalıştı. Bu stratejinin başarısında Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi’nin (ARDNŞ) de rolü var. Teknik alt yapı ve kadrosunu geliştirerek gerçekleştirdiği işlerde modern teknolojiden faydalanarak çağın gereklerine cevap verebilen ARDNŞ, şu an dünyanın büyük petrol şirketlerinden biri.

-Ne zaman kuruldu ARDNŞ?

Şirketimiz, ülkenin petrol yataklarından istifade etmek ve petrol sanayisini geliştirmek maksadıyla 1992’de kuruldu. Şirket, halen 13 ayrı bölümden oluşmakta. Merkeze bağlı birimler, ülkenin her tarafında, karada ve denizde petrol ve gaz yataklarında arama ve çıkarma çalışmalarını sürdürmekte. Ayrıca elde edilen petrol ve gazın işletilmesi, iç ve dış pazarlara satışını başarıyla gerçekleştirmekte. Kurumumuzda onlarca ilim adamı, yüzlerce mühendis ve uzman çalışıyor.

-Bakü, sanayi tipi petrolün dünyada ilk üretildiği yer değil mi?

Tarihî belgelere göre, sanayi usulü ile dünyada ilk petrol kuyusu 1847’de Abşeron yarımadasında kazıldı. Malumdur ki, 20. asrın başlangıcında Bakü, petrol üretiminde dünya birincisi idi. Ben eminim ki, zengin petrol tarihine sahip olan ülkemiz, o eski değerli konumunu yeniden elde edecek. Son zamanda hayata geçirilen geniş çaplı işler bunu söylememize imkân veriyor.

BTC, BÖLGEYİ İHYA EDİYOR

-Bakü-Tiflis Ceyhan, 2006’da devreye girdi ve Azerbaycan petrolü Akdeniz’e ulaştı. Bu hat vasıtasıyla 2006’da ne kadar petrol taşındı?

Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının hizmete girmesiyle Azerbaycan’da üretilen petrol, doğrudan dünya pazarlarına geçiş yolu elde etti. Açılıştan bu yılın 10 Ocak tarihine kadar, bu hat vasıtasıyla 9 milyon 971 bin ton petrol nakledildi. Ceyhan limanından dünya pazarlarına 84 tanker dolusu 8 milyon 109 bin ton Azerbaycan petrolü ihraç edildi.

-Türkiye ve Gürcistan’ın bu işten kârı ne oldu?

Transit ülkelerin gelirlerini hesaplamak o kadar kolay bir iş değil. Öyle ki, burada transit tarifeleri ve vergilere ilaveten sosyal sermayeler, yeni iş yerlerinin ve alanlarının açılması, taşımacılık vs gibi doğrudan ve dolaylı menfaatleri de hesaba katmak gerekiyor.

-Azerbaycan’ın dünya enerji pazarına girişini sağlayan BTC ile ilgili düşünceleriniz neler?

2006, ARDNŞ için tarihî bir dönem oldu. Her şeyden önce bu, BTC ana ihraç boru hattının hizmete girmesindendir. BTC’nin açılmasıyla Avrupa-Asya taşıma koridorunun tesisi istikametinde yapılan mühim işlerin büyük kısmı hayata geçirilmiş oldu. BTC, bölge ülkelerinin ekonomisinin gelişmesine, enerji güvenliğinin muhkemleştirilmesine büyük katkı yapmıştır. Bölgedeki diğer projelere hız vermiştir. Malum olduğu üzere, bu fikrin sahibi halkımızın millî lideri Haydar Aliyev’dir. Şimdi BTC, dev bir enerji koridoruna dönüşüyor. Bu hat, yılda 400 petrol tankerinin Boğazlar’dan geçmesini önleyerek doğrudan Akdeniz’e ulaşıp, büyük bir ekolojik sorunun önüne de geçecek. Yakın bir gelecekte, üretimin artmasıyla birlikte hattan nakledilen petrol miktarı artacak, yılda 50-60 milyon tona çıkacak. Bu hat, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin demokrasi ve pazar ekonomisi yolunda emin adımlarla ilerlediği bir vakitte, memleketimizin iktisadi kudretinin daha da muhkemleşmesine, bölgede lider devlete dönüşmesine ve halkımızın mutlu geleceğine sağlam temel oluşturmuştur.

-Kazakistan ve Türkmenistan’ın da BTC’ye katılması mümkün mü?

2030 yılına kadar dünyada enerjiye olan talebin yüzde 60 artacağını nazara alırsak, Hazar’ın zengin hidrokarbon rezervlerinin dünya pazarlarına kesintisiz ve güvenli bir şekilde çıkarılmasını temin eden bu hattın bölge için, Hazar’a kıyısı olan bütün devletler için mühim olduğu açık. Azerbaycan, kendi petrolünün yanında Kazakistan petrolünün dünyaya açılmasını da temin edebilir. Dünya bugün daha çok iktisadi prensiplerle idare ediliyor. Bu bakımdan Türkmenistan ve Kazakistan’da petrol üretimiyle meşgul olan şirketler, BTC ile nakliyatın daha ekonomik olduğunu gördüklerinde bize müracaat edeceklerdir. Kazakistan hükümeti geçen yılın haziran ayında bu konuya ilgisini bildirdi ve bir protokol imzalandı. Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev’in Kazakistan’a ziyareti sırasında imzalanan protokol, konunun hayata geçirilmesi için siyasi zemin oluşturmaktadır. Muhtemeldir ki, bu yıl içinde de hukuki zeminin hazırlanması istikametinde önemli ilerleyişlerin şahidi olacağız.

Bugüne kadar Kazakistan’da çalışan birkaç şirket, ürettikleri petrolü BTC ile dünya pazarlarına çıkarmak için bize resmî müracaatta bulundu ve muayyen mutabakatlar söz konusu. Kazakistan’da üretilen petrolün miktarı arttıkça taşıma ihtiyacı da artacak. Bütün bunların neticesinde Azerbaycan, sadece petrol üreticisi değil, aynı zamanda transit ülke olarak da kazanç sağlayabilir. Kazakistan hükümetinin ilgisi, Hazar’ın başka sektörlerinden üretilen petrolün de bu hat yoluyla ihraç edileceği günün uzakta olmadığını gösteriyor.

BTE’NİN STRATEJİK ÖNEMİ

-Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) doğalgaz boru hattının da BTC gibi Azerbaycan’a birçok faydaları olacak. BTE hattına Türkmenistan’ın da katılması mümkün mü?

Şahdeniz yatağının üretime geçmesiyle Azerbaycan doğalgaz ihtiyacını tam olarak karşılayacak, yakın bir gelecekte diğer ülkelerden gaz ithalatını kesip aksine gaz ihracatçısı durumuna geçecek. Daha önemlisi ise, yatağın bütünüyle üretime geçmesiyle Azerbaycan dünya gaz pazarına dahil olacak. Bizim yeterince rezervimiz var fakat esas meselemiz nakil. Bu bakımdan BTE doğalgaz hattı çok önemli. Doğrudur; BTE, Şahdeniz gazının Gürcistan ve Türkiye’ye nakli maksadıyla projelendirildi.

Lakin gelecekte bu hat ile nakledilen gazın Avrupa pazarlarına ulaştırılması varyantı da söz konusu. Bunlardan biri Türkiye üzerinden Yunanistan ve İtalya’ya ihraç varyantıdır. Diğer bir varyant ise NABUCCO projesidir. Bu proje çerçevesinde Azerbaycan doğalgazının Türkiye-Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya rotasıyla Batı Avrupa’ya ulaştırılması için 3 bin 300 km uzunluğunda hat inşası gündemde. Bütün bunlar BTE’nin stratejik önemini gösteriyor.

Rusya’nın gaz tehditleri, Avrupa’yı kendi enerji güvenliğini temin etmek için alternatif kaynaklar aramaya mecbur ediyor. Bununla ilgili olarak, Orta Asya gazının Kafkasya’dan geçerek Avrupa’ya ulaştırılması için bir dizi proje ortaya çıkmıştır. Bunların arasında daha reel sayılan Trans-Hazar su altı doğalgaz hattı projesi, enerji güvenliği ve alternatif enerji kaynaklarının elde edilmesi bakımından Avrupa için gerekli. Bu projeye Kazakistan’ın Türkmenistan’ın ve Özbekistan’ın katılması teklif ediliyordu. Ama bu teklif bazı sübjektif faktörlere göre Türkmenistan tarafından müspet karşılanmamıştı. Ümit ederiz ki, Türkmenistan yönetimi, bu projeye her iki devletin ve halkların çıkarları çerçevesinde objektif ilgi gösterir.

-Şahdeniz gazı ne zaman Türkiye’ye ulaşacak? Gazın Erzurum’a geliş tarihi kesinleşti mi?

Bildiğiniz gibi, söz konusu yataktan gaz üretilmesi çalışmaları geçen yılın sonunda başladı. Bazı teknik problemlerden dolayı meydana gelen kısa bir aradan sonra ilk kuyuda başlayan üretim devam ediyor. Bu gazı nakledecek olan Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattının Azerbaycan ve Gürcistan arazisinden geçen kısmının test çalışmaları bitti. Türkiye kısmına gelince, Botaş şirketi tarafından yürütülen teknik çalışmalar bitmek üzere. Gaz, geçtiğimiz 10 Aralık’ta Türkiye tarafında kurulan gaz ölçüm istasyonuna ulaştı. Bendeki bilgilere göre, Türkiye tarafı en kısa zamanda teknik meseleleri bitirecek. Erzurum’a gazın gönderilme tarihi, bu gazı kabul edecek taraf olan Türkiye’nin gaz nakil sisteminin hazır olup olmamasına bağlı. Ümit ederim ki, mesele kısa zamanda müspet şekilde neticelenecek.

-Rusya ile Azerbaycan arasında yaşanan gaz krizi Türkiye’de de çok konuşuldu. Olayın aslı neydi? Azerbaycan Rusya’dan aldığı gazı elektrik santrallerinde yakıyordu. Kesinti durumunda bu santrallerin petrolle çalışması mümkün mü?

Bu santrallerin petrolle çalışması elbette mümkün. ARDNŞ’nin kurulu iki büyük rafinerisi var ve bunlar halihazırda tam kapasiteyle çalışmıyor.

Azerbaycan Kasım 2000 tarihinden bu yana Rusya’dan doğalgaz almakta. Bu yıllar boyunca gazın fiyatı bin metreküp için 52-110 dolar arasında değişiyordu. Fakat Gazprom, 2007’de fiyatı 235 dolara çıkardı. Fiyatı iki kat artırırken verdiği miktarı da üç kat azalttı. Yapılan görüşmeler maalesef neticesiz kaldı. Bu fiyat Azerbaycan için iktisadi bakımdan uygun bir fiyat değildi. Bunun üzerine Azerbaycan Hükümeti de, elektrik santrallerinin yakıt ihtiyacını karşılamak maksadıyla Bakü-Novorossisk’ten ihraç edilen ARDNŞ petrolünün miktarını azaltma kararı aldı. Şimdi bu hattan sattığımız petrolü mazota çevirip santrallerde yakacağız. Öyle düşünüyorum ki, 2000 yılına kadar olduğu gibi bu yıl da imalat birimlerimiz mazot tedarik görevini layıkıyla yerine getirecek. Buna rafinerilerimizin gücü de, uzmanlarımızın potansiyeli de müsait.

-ARDNŞ’nin Türkiye’ye dönük projeleri var. Turcas Petrol şirketiyle kurduğu ortaklık hangi aşamada?

ARDNŞ, uluslararası arenada gittikçe daha etkin hale geliyor. Geçen sene Romanya ve Gürcistan’da temsilcilik açtık. Avrupa pazarında ve Ceyhan’da kendi ürünlerimizi satma imkânı elde ettik. Genellikle imalat sanayimizin Karadeniz ve Akdeniz limanlarına yakınlaştırılması düşünülüyor. Gürcistan ve Türkiye şirketleriyle ortaklıklar tesis ettik. Bunlardan biri de ARDNŞ-Turcas Enerji AŞ. Bu şirketin kurulmasından maksat, Ceyhan’da petrol rafinerisi kurmak, doğalgaz ithalatı ve toptan satışı ile Turcas’ın Hazar’da petrol yataklarının keşfi ve üretim işlerine ortak olmasıdır. Öncelikli hedefimiz 4 yıl içinde Ceyhan’da büyük bir rafineri kurmak. Bu projenin hayata geçirilmesi için birkaç milyar dolar para gerekiyor. Kurulacak şirkette sermayenin yüzde 51’i Azerbaycan’a, yüzde 49’u ise Türk şirketine ait olacak. Yakın gelecekte BTC ile Akdeniz sahiline ulaşacak büyük hacimdeki petrolün ve petrol ürünlerinin Akdeniz’de satışı, ekonomik yönden çok celp edicidir. Biz bu rekabette kendimizi daha şanslı görüyoruz. Gelecekte Türkiye dahilinde Şahdeniz gazının ithali ve satışı konusuna faal olarak iştirak etmek diğer bir hedefimiz. Uzak hedefte ise daha büyük iddialarla Akdeniz sahillerinde bir petro-kimya kompleksinin kurulmasına iştirak etmek var. Bütün projelerde diğer şirketlerle ortaklığa açığız.

TÜRK ŞİRKETLERİNİN SAYISI ARTIYOR

-Türkiye, TPAO şirketi vasıtasıyla Azerbaycan’ın petrol sektörüne yatırım yapmaya devam ediyor. Türk şirketlerinin faaliyetleri ne durumda?

‘Asrın Mukavelesi’nin imzalanmasıyla petrol ve gaz sektörüne yabancı sermayenin celp edilmesine yönelik şartlar oluşturuldu. ARDNŞ bugün dünyanın en önde gelen petrol şirketleriyle yakın işbirliği içinde. Bu ortaklık, hem petrol-gaz yataklarının işlenmesine dair “Hasılatın Paylaşılması” üzerine hayata geçirilen projelerde, hem de operasyon ve ortak girişim şirketlerinde başarıyla devam ettiriliyor. ARDNŞ, hayata geçirdiği projelerde iş ortaklarını seçerken bu şirketlerin tekniğini, teknolojik potansiyelini, mali imkânlarını, iş verimliliğini esas alıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, çok üst seviyede ve ortaklık çok iyi bir şekilde devam ediyor. Dünyanın en büyük enerji projelerinden olan BTC ve BTE boru hatları, Azeri-Çırak-Güneşli ve Şahdeniz gibi küresel önemdeki projeler ülkelerimizi daha da birleştirdi. Bu istikamette görülen büyük hacimli işlerde ARDNŞ ile TPAO arasında son derece başarılı ve samimi ortaklık ilişkileri kuruldu. Azerbaycan’da 1992’de faaliyete başlayan TPAO, ‘Asrın Mukavelesi’nde yüzde 6,75, “Şahdeniz” yatağının keşfi, işlenmesi ve hasılatın paylaşılması sözleşmesinde ise yüzde 9’luk iştirak payına sahip. Bunlara ilave olarak, “Araz-Alov-Şark” ve “Kürdaşı” projelerinin de ana iştirakçilerinden. TPAO, aynı zamanda BTC ve BTE boru hatlarının ortaklarından. BTC Co. hisselerinin yüzde 6,53’ü, BTE’nin yüzde 9’luk hissesi ona ait.

-Türk enerji şirketlerinin Azerbaycan’da üstlendiği yeni projeler var mı?

Azerbaycan petrol sanayiinin gelişmesine sermaye koyarak katkıda bulunan Türk şirketlerinin sayısı giderek artıyor. ARDNŞ ile Tekfen arasında “Azfen” ortak şirketinin kurulması, bu sahada atılmış ilk başarılı adım mesela. 1996’da kurulan Azfen, Bakü-Supsa boru hattı inşaatını başarıyla gerçekleştirdi. Azfen’in Tefken’le birlikte gerçekleştirdiği projeler arasında Sangaçal Terminali’nin inşası da önemli yer tutuyor. 1997’de faaliyete geçen terminal, ham petrolü alıp, teknolojik süreçten geçirerek ihraç sistemine yönlendiren dünya çapında bir tesis. Botaş ise, Azerbaycan petrolünün ve gazının dünya pazarına çıkarılmasını sağlayan BTC petrol boru hattı ve BTE doğalgaz boru hattı inşaatının ana yüklenicilerinden. Her iki hattın Türkiye kısmını inşa eden Botaş, inşaat işlerinin başarıyla yerine getirilmesi için bütün imkânlarını seferber etti. Atilla Doğan şirketi, 12 yıldan beri ARDNŞ ile kurduğu ANŞAD ortak şirketiyle başarılı faaliyet göstermekte. Daha başka şirketlerin adını da vermek mümkün. İki ülke arasında devam eden işbirliği, ülkelerimizin ve halklarımızın daha aydınlık geleceği için büyük ehemmiyet taşıyor.

Kadir Dikbaş / 05-02-2007 /

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.